25 Aralık 2017 Pazartesi

evdeki boşluklar

3 kişilik komünümüz her akşam olduğu gibi bu Cuma akşamı da toplandı salonda. 2 kişi ellerindeki cep telefonu ekranına gömülmüşken, ben boş gözlerle TV ekranına bakıyorum. Ne izlediğime dair en ufak bir fikrim yok. Sadece gözlerimi dikmişim ekrana.

Konuşmak istiyorum. Anlatmak istiyorum. Dinlemek istiyorum. Ara ara yanımdakilere birşeyler soruyorum çaresizce, bir ses istiyorum. telefondan başlarını kaldırıp kesik kesik birşeyler söylüyorlar. Bazen tek kelimelik cevaplar... Bazen sadece kafalarını sallıyorlar. Bazen cevap vermeden ekrana bakmaya devam ediyorlar. Sesim boşlukta kayboluyor. İçimde bir balon daha patlıyor. Hayatımız böyle sürüp gidiyor. Gündüz farklı ofislerde yaşadığımız hengamenin sonunda bir boşluk oluyor. Sadece iş yorgunluğundan değil üstelik, ruh yorgunluğundan. 

Sevdiğim birçok şeyi aslında sevmediğimi fark ediyorum galiba. Onları bilmem ama ben bu ekran seanslarında yokluğumu da fark ediyorum. Bir türlü var olamayışımı. Varlığımın bir türlü olduğum gibi kabullenilmeyişini. 

Bir şarkı çınlayıp duruyor zihnimde. Kim bilir son 1 haftada kaç kere dinledim.

Ruh hali şarkısı:




22 Aralık 2017 Cuma

bir parça mısın?


bazen nerede, ne kadar yer kapladığını bilemezsin. işte o an, bunu hissettiğin o ilk dakika tahta kurusu familyasının en hızlı üyesi kemirmeye başlar kalbini. un ufak olana kadar.

geriye tozu kalır.

Ruh halinin şarkısı:

değişen ne var? peki ya dönüşen?

en son Ocak 2015'te yazmışım buraya, son yazımın üzerinden 48 gün geçtikten sonra yeni bir blog açıp oraya taşınmaya karar vermiş, yine tutamayacağım sözlere bir yenisini daha eklemişim, artık oraya daha düzenli yazı yazacakmışım da mış da mış mış. yazamadım. pişman mıyım? sanırım. belki de değilim. bilemiyorum. o kısmı çok da önemli değil.

neredeyse 3 yıl olacak ara vereli. bu sürede neler değişti hayatımda?

yanıtlaması zor bir soru aslında.

değişim kaçınılmaz, hayatımda elbette ki değişen şeyler var. bir o kadar da değişmeyen şeyler. bir de dönüşenler. bu 3'ünü keskin çizgilerle birbirinden ayırmak da zor. böyle bir ayrım yapmaya gerek var mı ondan da emin değilim. mesela değişmeyen şeylerden biri işte. "bazı şeylerden" asla emin olamamak...

önce değişmeyen şeylerden bahsetsem belki işim daha kolay olur.

hala yazarak var etmeye çalışıyorum kendimi. yazmak hala varlığımın en önemli kanıtı hatta.

aynı işte çalışıyorum, iş hayatımın önümüzdeki 5 yılda nasıl şekillenmesini istediğime dair bazı hayallerim var ama bunlar şimdilik sadece hayal. konuyla henüz harekete geçmiş değilim. 5 sene sonra bu blogu yazmaya devam ediyor olursam, zaten belli eder kendini.

seyahat tutkumu teoriden pratiğe dönüştürdüm. sonunda. sanırım hayatımdaki en iyi ve en yerinde değişikliklerden biri bu. 2016 Temmuz ayından bugüne yurt dışında 10 şehir gördüm, 2018'in Ocak ayında 2 şehir daha görmeyi planlıyorum.

Hayatımın hiçbir döneminde uzun vadeli planlar yapamamış olsam da artık tatillerimi erkenden ayarlamaya çalışıyorum. elimden geldiğince. risk aldığımın farkındayım ama başka türlü gitmek daha da zorlaşıyor.

artık yeni bir evim var. kendi zevkime göre şekillendirdiğim, çiçeklerle süslediğim... hayaller kurduğum, kurduğum hayalleri bir çırpıda yıktığım...

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

5 Gün Sonra Gelen Edit:

5 önce başladığım bu yazıyı bir türlü tamamlayamadım, kelimeler arasında gezinip dururken tamamlamama da gerek olmadığına karar verdim. kalsın böyle. bişey olmaz. muhasebe yapmasam da olur.














10 Ocak 2015 Cumartesi

öyle bir can sıkıntısı ki...



çok canım sıkılıyor. öyle böyle değil. hep aynı yerde duruyorum. bir sürü hayal kuruyorum, bir sürü plan yapıyorum. karar veriyorum. hepsi sadece o kadarla kalıyor.

çok şey yaptığımı sanarken aslında hiçbir şey yapamadığımı, hiçbir şeyi değiştiremediğimi, düzeltemediğimi gördükçe içime kapanıyorum. daha da içime.

tek bir ses duymak istemiyorum. tek bir adım atmak istemiyorum. tek bir şey düşünmek istemiyorum.

oturduğum yerde tavanı izlemek istiyorum. hiçbir şey düşünmeden.

bırakın beni kendi halime.... paralarınız, kariyerleriniz, egolarınız, önyargılarınız, iletişimsizliğiniz, idealleriniz, planlarınız, hatta aşklarınız, aşk sandıklarınız... hepsi sizin olsun.

ben istemiyorum hiçbirini.


1 Aralık 2014 Pazartesi

bu defa!

birlikte aynı şiirlere hislendiğimiz adama, uzak ama yakın dostuma selam olsun!