
güneş, küskünlüğünü attı üzerinden, gülümsüyor artık. ısıtıyor içimizi. gereğinden fazla üşümüştük zaten, öyle değil mi?
orhan veli'nin o dizelerini hatırlıyorum ben her baharda:
"beni bu güzel havalar mahvetti"
yollar düşüyor aklıma. uzak şehirler çağırıyor. güneşi rehber edip kendime, sırt çantam elimde, yollara düşmek geliyor içimden. her şeyi arkamda bırakıp gitmek...
mesela izmir... mesela karaburun. ne güzeldir şimdi...
ben en çok böyle havalarda hayal kuruyorum. kapılıp gidiyorum rüyaların peşine. bakmıyorum arkama. duymuyorum kimsenin sesini. o rüyalar ki, hesapsız, başını sonunu düşünmediğim rüyalar... yakıp yıktığım herşeyi. belki de herşeye en başından başladığım.
işte yine öyle bir zamandayım ben. başka başka hayallerin peşinden gittiğim zamanlarda. olmayacağını bildiğin şeylerin peşinden koşarsın ya hani. olmayacağını bilirsin ama koşarsın yine de. koşmadan yapamazsın. uğraşırsın, beklersin. belki kendini kandırırsın.
öyle acayip bi ruh hali işte!
bir de derler ya hani, "birşeyi 40 kere söylersen olur".... olur mu gerçekten?
not: başlık, haydar ergülen'in ismini hatırlayamadığım bir şiirinden.