26 Mart 2012 Pazartesi

sence de çok saçma değil mi?

bir adamı seviyorum.
ara sıra değil sık sık canımı yakan bir adamı...
gözlerine baktığımda uzakları gördüğüm bir adamı.
biliyorum hep yollar çağırıyor onu.
bilmek canımı acıtıyor ama...
yapacak bir şey de yok.
gidecek bir gün.

dedim ya bir adamı seviyorum ben.
ama öyle böyle bir sevmek değil.
kıvırcık saçlarında kayboluyorum rüyalarımda.
uyandığımda başım dönüyor.

yeniden uyumak istiyorum.


sence de çok saçma değil mi?

21 Mart 2012 Çarşamba

belki şair olurum

şiir, yaşam demek.
belki ben bir gün gerçekten "yaşamayı" öğrenirim. yazmayı da elbette.
belki ben bir gün şair olurum.
daktilomu alıp vururum kendimi yollara...



"bahara bir dilim mavi var,
son çeyrek biraz hüzünlü olur,
olsun
tersine akan trenlere raylarında
çok umuttan gemi yüzdürdüm ben"*


* turgut uyar




20 Mart 2012 Salı

sır ne demek?

yazmak, konuşmak... içimdeki o acayip hissi anlatmaya çalışmak öyle zor ki...

rüzgar beni çağırıyor işte. adımı fısıldarken kulağıma, başka harfler bırakıyor kalbimin üzerine. o harfler yan yana geldiğinde, tanımadığım bir isim çıkıyor karşıma. zorlanıyorum okurken.

aşk ne demek? terk etmek ne demek? unutuyorum hepsini birer birer.
öğrendiğim her ne varsa, en baştan öğrenmek istiyorum.




18 Mart 2012 Pazar

'bir şehre gitmezdik ki biz, bir hayale giderdik'

güneş, küskünlüğünü attı üzerinden, gülümsüyor artık. ısıtıyor içimizi. gereğinden fazla üşümüştük zaten, öyle değil mi?

orhan veli'nin o dizelerini hatırlıyorum ben her baharda:
"beni bu güzel havalar mahvetti"

yollar düşüyor aklıma. uzak şehirler çağırıyor. güneşi rehber edip kendime, sırt çantam elimde, yollara düşmek geliyor içimden. her şeyi arkamda bırakıp gitmek...

mesela izmir... mesela karaburun. ne güzeldir şimdi...

ben en çok böyle havalarda hayal kuruyorum. kapılıp gidiyorum rüyaların peşine. bakmıyorum arkama. duymuyorum kimsenin sesini. o rüyalar ki, hesapsız, başını sonunu düşünmediğim rüyalar... yakıp yıktığım herşeyi. belki de herşeye en başından başladığım.

işte yine öyle bir zamandayım ben. başka başka hayallerin peşinden gittiğim zamanlarda. olmayacağını bildiğin şeylerin peşinden koşarsın ya hani. olmayacağını bilirsin ama koşarsın yine de. koşmadan yapamazsın. uğraşırsın, beklersin. belki kendini kandırırsın.

öyle acayip bi ruh hali işte!


bir de derler ya hani, "birşeyi 40 kere söylersen olur".... olur mu gerçekten?


not: başlık, haydar ergülen'in ismini hatırlayamadığım bir şiirinden.

14 Mart 2012 Çarşamba

lütfen bakma öyle!

gün, geceye dönüyor.
ben her sabah başka bir yüzle uyanıyorum güne. ama ismim hep aynı kalıyor.

lütfen öyle bakma bana!

gözümün içine, taaa en derinine öyle bakmaya devam edersen, içimden bir ses taşacak dışarı. bir tek sen duyacaksın ama. bir tek sen...

söylediklerimi duymak sana ne getirecek bilmem. hatta sanırım bilmek de istemem.

eğer susmayı beceremezsem, dökülürse dilimden o iki yasaklı kelime, kim sorumlu tutulacak olanlardan?

konuşursam eğer, bırakırsam kendimi akıntının koynuna, bunca zamandır sabırla kurduğum kaleler yıkılacak birer birer.

sonra ne kalacak elimde? nereye gidecek onca emek, onca acı, onca mutluluk ? sen nerede olacaksın peki?

gel anlaşalım seninle. lütfen bir daha bakma bana öyle!

bakma da bu dingin denizde yoluma devam edeyim.


görsel buradan



5 Mart 2012 Pazartesi

biraz daha zaman

sabrım tükenmek üzere... umudumu canlı tutmaya çalışmak zor olsa da bazen, direniyorum.
çok dağıldım bu ara. yapacaklar listemdeki maddeler azalmak yerine artıyor gün be gün.
olsun.

eninde sonunda bu sokağın sonunda denize varacağız nasılsa!