7 Mayıs 2009 Perşembe

İstanbul'un anlatacakları vardı

yaklaşık 4 sene gecikmeyle "Anlat İstanbul" filmini izleyebildim sonunda.buradan da anlaşılacağı gibi iyi bir sinema izleyicisi değilim.
İstanbul'un anlatacakları vardı. bir kez olsun dinlemek istedim ben de. belki İstanbul'a dair büyüttüğüm bütün önyargılarım yıkılır da bugüne dek hiç görmediğim bir yüzünü görürüm diye.
oysa umduğumdan çok farklıydı.
filmin sonunda Altan Erkekli'nin ön planda olduğu sahnelerde söylediği cümleler, tam da benim İstanbul'a karşı hissettiklerimi anlatıyordu:
"Uyanın
Herkes uyansın
Yalan bunlar yalan
Masal hepsi
Aşklarınız meşkleriniz eviniz meviniz hepsi yalan
Uyuyorsunuz uyutuyorlar sizi
Gelin gidelim burdan gidelim"

anlatacakları vardı İstanbul'un.
dinledim sabırla.dinledim ve verdim kararı.
gitmek lazımdı burdan.
Can Baba'nın söylediği gibi burası gibi olmayan yerlere gitmek lazımdı.Hilmi Abi de "gitmek"ten bahsediyordu.

"İstanbul bitti zaten
başka bir memlekete gitmek lazım
gel abicim gidelim
şimdi Hilmi Abin bunu bir çalacak
herkesin gözü açılacak
herkesin gözünün önündeki sis perdesi kalkacak
yalanlar ortaya çıkacak
herkes çok daha mutlu olacak
uyanın
uyanın millet
burası bize göre değil
bambaşka bir memlekete gidiyoruz
orda kadınlar daha başka
aşklar başka
dostlar başka
herşey biraz daha iyi
daha adam gibi
uyanın
gidiyoruz buralardan
sen tek başına kal İstanbul
bomboş kal İstanbul
götürüyorum herkesi

uyan İstanbul .rospusu uyan
senin masallarına kandık hayatımızı yedik be
uyan,herkes de uyansın
masal bitti"

bir masal biter, hemen yenisi başlar İstanbul'da
çünkü burada masaldan bol birşey yoktur.
her masal beraberinde kocaman hayal kırıklıkları getirir.
ama masalı duyan, göremez bu kırıkları.
masal bittiğinde kalakalır eli yüzü kan içinde...

6 yorum:

istanbul dedi ki...

taşı toprağı altında gelen giden kalan altınlar,
gelin,gidin,kalın,uyuyun,uyanın,
görü görmeyin,ağlayın,gülün,dokunun,dokunmayın
inanın inanmayın,
göz,kulak,burun,boğaz değil
istanbul istanbul

Dolunay dedi ki...

bende senın gıbı daha bu yıl ızledım bu fılmı :) guzeldi masallara kanarak yaşıyoruz bu şehırde.gercekten bırı bıtıyo bırı baslıyo...

duygu dedi ki...

ben gittim. hem de nice küfürleri savura savura defıldum İstanbul'dan. hiçbir yere ait hissedemediğim dönemde "hadi bana eyvallah" dedim ve gittim
ama tutunamadım. gittiğim yerin dilini öğrendim, en güzel mekanlarını, barlarını kafelerini öğrendim, herşeyini karış karış öğrendim ama olmadı... çünkü duygusunu öğrenemedim. ne de onlar benim duygumu öğrenmek istedi. duygularıyla yaşayan bir insan olan sen anca küfürler savurduğun ülkende yaşlanabilirsin...
benden söylemesi...

soluk dedi ki...

duygu: gitmekten kastım kültürünü, dilini doğru düzgün bilmediğim, her zaman kendimi yabancı hissedeceğim bir başka ülkeye gitmek değil. bu topraklarda insanların daha başka olduğu, İstanbul'a hiç benzemeyen küçük bir sahil kasabasına gitmek istiyorum.İstanbul'un yalanlarından ve karmaşasından uzakta bu ülke sınırları içinde.

my lullabies dedi ki...

o halde haydi birlikte gidelim :)

kendi yaşam alanımızı kendimizin kuracağı ve huzur-mutluluk kavramlarının yeniden yaratılacağı bir yer bulalım kendimize.
gidelim..
ardımıza bile bakmadan hem de..
arkamızdan desinler ki; onlar birer tutunamayanlardı.
ama bilsinler ki; tutunamayanlar her zaman daha çok yaklaşmıştır huzura...

adsoy dedi ki...

ilk çıktığında izlemişti bu filmi. açıkçası farklı yönetmenlerin parmağı olunca çok beğenmedim. özellikle bazı karakterleri çok karikatürize buldum. özellikle özgü namal.