25 Mart 2009 Çarşamba

"Neden mutlu değilsin"

annemin sesiyle uyandım güne.derse yetişmek için bir an önce hazırlanıp evden çıkmalıydım. yoksa yetişemeyecektim.

bir bardak çay ve bir dilim ekmekten oluşan kahvaltım için masada annemin karşısındaki sandalyeye oturduğumda annemin yüzünde nedenini bilemediğim bir kederle göz göze geldim.

aramızdaki sessizliği bozan tabi ki o oldu.

çünkü çok zorunlu olmadıkça sabahları sessiz kalmayı tercih ederim.

"Neden mutlu değilsin" diye sordu çaresizlikle.

hiç beklemediğim bir anda gelmişti bu soru. oysa annemin hiçbir şeyin farkında olmadığını sanarak kendimi kandırmıştım. kör değildi ve görüyordu her sabah kalktığımda yüzümdeki ifadeyi.

"nereden çıktı" dedim.

derin bir "ah" çekti. konuşamazdım. susmalıydım. aramızdaki sessizlik beni içine çekmeden gitmeliydim.

çantamı alıp "görüşürüz" dedim duygusuz bir sesle ve evden dışarı attım kendimi.

eğer 1 dakika daha kalsaydım annemle...

1 dakika daha onun yüzündeki çaresizliği görmek zorunda kalsaydım...

olmazdı.yapamazdım.

içimde biriktirdiğim herşeyi ona anlatmaktan korktum.

ağlamaktan korktum. onu da ağlatmaktan.

çünkü biliyordum, eğer annemin yanında ağlarsam, bunun annemi nasıl daha da çaresizliğe sürükleyeceğini biliyordum.gözyaşlarıma hakim olmam gerekiyordu, bunu beceremeyeceğime göre en iyisi ondan uzaklaşmaktı.
çıktım dışarı.
dışarıda nasıl olacağına karar verememiş bir hava.
benim gibi. kararsızlığın içine dalmış gitmiş.
bulutlar durmak ve kaybolmak arasında sıkışıp kalmış.

yorgunum.
susmak ne kadar zor bazen?
söylenecek şey belliyken neden bu kadar zor susmak?

keşke anlatsam...
keşke anlatabilsem anneme...
hıçkıra hıçkıra ağlayabilsem anlatırken.
ne yaparsam yapayım içimdeki yaranın daha da büyüdüğünü gösterebilsem ona...
anlasa beni.
o da benim gibi aşık olmuş mudur acaba?
o da benim gibi koşup koşup yorulmuş mudur?


bir ortak noktamız da aşk olsa keşke?

1 yorum:

my lullabies dedi ki...

o 1 dakikalar ne hayatlar kurtarıyor ve ne hayatlar bitiriyor...