5 Kasım 2010 Cuma

bir "kafası karışığın" kaleminden dökülenler...

neredeyse 20 gündür yeni birşey yazmamış olmamın nedeni zaman bulamamam falan değil. kafamdakileri toparlayamıyorum bir türlü.

öte yandan kafamın içinde dönüp duran, dikkatimi dağıtan düşüncelerin ne olduğu hakkında da pek fikrim yok.

ya da acaba var mı?

bilmiyorum.

19 ekim'den bugüne kadar 4 kere yazı yazma girişimim olmuş. hepsini taslak olarak kaydetmişim. yarım yamalak cümleler işte.
kırık dökük bir binayı onarmaktansa, yıkıp yeniden...en baştan yapmayı seçiyorum bu kez.çünkü biliyorum, enkazdan yeni birşey yaratmanın ne kadar zor olduğunu.
herşeyi sildim. en baştan değil "yeni baştan" başlıyorum.

geçen hafta bir yaşıma daha girdim. hani insanlar, doğumgünlerinde çok mutlu olur, parti falan yaparlar ya, neden bilmiyorum ama ben hep hüzünlenirim doğum günümde. yaşlandığım için falan değil, yanlış anlaşılmasın.

her doğumgünümde hep aynı soruları sorarım kendime. "bu hayattaki amacım ne?" "ne yapıyorum ben?" "yarın ne olacak?" "ardımda ne bırakacağım?"
ve her doğumgünümde yine doğru düzgün bir yanıt veremem hiçbir soruya.

abartılacak bir gün değil, geçti gitti işte. iyi ki de geçti. nasılsa değiştirmiyor gidişatı.

istanbul'daki kaosun içinde çırpınmaya devam ediyorum hala. iş çıkışı bindiğim kalabalık iett otobüslerinde gözlerim açık rüya görmeye zorluyorum kendimi. eskiden ne çok hayal kurardım.
neden artık hayal kurmadığımı düşünüyorum üsküdar'e geçen motora bindiğimde.

içimdeki ses, susmuyor

okula giderken bindiğim tramvayda kendimi turist gibi hissediyorum. etrafımdaki insanlar bilmediğim bir dilde benim hakkımda konuşuyorlar sanki. tramvay sirkeci'den gülhane'ye doğru kıvrılırken, halı satan dükkanları görüp şaşırıyorum. sanki ilk kez el dokuması halı görüyorum. sanki ilk kez geçiyorum oralardan.
oysa 8 senedir aynı yolu gidiyorum ben.

1 hafta önce karşılaştığım bir arkadaşımı sokakta yeniden görünce şaşırıyorum. sanki uzun zamandır görüşmemişiz gibi hissediyorum.
gözlerim unutuyor gördüklerini.
hafızam zaten delik deşik olmuş, hatıra sızdırıyor.


nedir nedeni bu yabancılığımın?
nedeni nedir bu savruk halimin?


bilmiyorum.
belki de gerek bile yoktur bilmeye.

ne de olsa tüm bunlar, bir "kafası karışığın" kaleminden dökülenler...
sadece bu kadar...







3 yorum:

c. alver dedi ki...

ben de neden gördüklerime artık şaşıramıyorum diye soruyorum kendime, şaşkınlığından bi parça lütfen =)

soluk dedi ki...

şaşkınlığım, etrafıma yabancılaşmaktan kaynaklanıyor ne yazık ki:( hiç tavsiye etmem

Ronî Zeryan dedi ki...

Ruhsal daralmalar söz konusu. Bir ''şey''i ararken, kaybolmak o ''şey''in içinde...