27 Temmuz 2009 Pazartesi

vakit mi bizi öldürür biz mi onu?

tam anlamıyla "vakit öldürdüm" bugün. belki de o beni öldürdü.
yapmam gereken bir sürü şey varken başka işlerle zaman geçirdim. kitap okuyabilirdim, izlemem gereken onlarca filmden birini izleyebilirdim,dışarı çıkabilirdim. ama yapmadım.
gitmem gereken bir yer ya da görmem gereken herhangi biri yoktu, yalnızlığımın tadını çıkardım uzun uzun. etrafımdaki insanlar bu ara yalnızlığın bana iyi gelmeyeceğini savunsa bile ben mutluydum.ya da mutlu olduğuma inandırmaya çalışıyordum herkesi. en başta da kendimi.
öğlene doğru uyanıp kocaman bir demlikte çay demledim. 1-2 dilimden oluşan kahvaltımı ettikten sonra televizyona baktım biraz, yaklaşık 2 saat kadar çizgi film kanallarını izledim.internette dolaştım. facebookta bağımlısı haline geldiğim bir oyun var, sürekli kafamı meşgul ediyor. oyuna saatler harcadım.
evi topladım, ev telefonu susmak bilmedi, "Aaa sen İstanbul'da mısın?" sorularına "Evet" cevabını vermekten yoruldum, köpekleri ve balıkları besledim, bahçeyi suladım. toprağa dokundum.
ilk kez yemek yaptım:) hem de bahçeden topladığım domateslerle. buzdolabı ağzına kadar doluydu ama ilk kez yemek yapmak geldi içimden.cep telefonuma bir kez ihtiyaç duydum o da anneme yemeğin yapılışıyla ilgili birşey sormak için:)
bulaşıkları yıkadım, tv kanalları arasında gezindim, kendime göre bir program bulamayıp kapadım. biraz daha oyalandım.
bu arada vakit çoktan geceye yaklaşmıştı. yorgun değildim ama esnemeye başlamıştım. en iyisinin yatıp uyumak olduğuna karar vermiştim ki, kapalı olan televizyonu tekrar açtım. neden bilmiyorum, uyumak istemiyordum uyumadan önce son kez belki izlenecek birşeyler bulma umuduyla bastım düğmeye. kanallar arasında gezinirken birden Sunay Akın'ın konuk olduğu bir program gördüm. geçen yıl Ramazan ayında yayınlanmış bölümün tekrarı.Programı Volkan Konak sunuyordu. iki sanatçıyı da çok severim. hele ki Kazım Koyuncu ile yakınlığı dolayısıyla Volkan Konak'ın ayrı bir yeri vardır benim için. Sunay Akın'ın şiirleri bir yana ruhundaki o coşku, konuşurken sesinden anlaşılan heyecan, aceleyle peş peşe sıraladığı cümleler...hep imrenirim bu haline. hayat dolu 47 yaşında kocaman bir çocuk..bir o kadar da olgun.
ekranda Sunay Akın'ı gördüğümde aklıma hemen en sevdiğim şiiri "Çukur" geldi. Volkan Konak'la yaptıkları konuşmanın sonunda bu şiiri okuyunca, televizyonu açmakla ne iyi ettiğimi düşündüm.
ÇUKUR
Bilerek mi yanına almadın
giderken başının yastıkta
bıraktığı çukuru
Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar
Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan çukur.

ardından Volkan Konak çok sevdiğim ama uzun zamandır dinlemediğim bir şarkıyı söyledi. "Yanıyorum, yanıyorum/Ah, yanıyorum, yanıyorum! /Yar yine bana haram geceler/Senin için ağlıyorum."
şarkının geri kalanı da ayrı güzel.
dertlendim gece gece. ne uyku kaldı ne birşey.
bugün de bitti. bu satırları yazarken saat gece yarısını çoktan geçmiş bile. pazartesi dayandı kapıya. ardından salı. cuma günü hızla yaklaşıyor. ilk kez bir cuma gününün gelmesini hiç istemiyorum:(
cumadan "sonrası" hiç de "iyilik güzellik" olmayacak

5 yorum:

Dolunay dedi ki...

şiir guzeldı solukcum.neden cumayı ıstemedın cozemedım.öncekı yazılarına bır bakayım...

malumafatrus dedi ki...

bazen geçmek bilmeyen zamanlarda vakit bizi öldürüyor sanki.

soluk dedi ki...

teşekkür ederim Dolunay. cuma günü çok sevdiğim biri çok uzaklara gidiyor o yüzden üzgünüm.
malumafatrus, zaman geçmesini istediğimizde inadımıza geçmiyor, duruyor sanki, haklısın işte o zaman öldürüyor bizi.

y. dedi ki...

ama bahardır kışın sonu hep..
özlemin keyfini çıkaramayack kadar mı uzağa gidiyor,geri gelecek değil mi?

geri dönmeyecekse,kahrolmakta üzülmekte haklısın ama özlemenin de bir tadı var,gelmiyor mu atlar gidersin yanına..
allah kavuştursun ayrıca...

soluk dedi ki...

özlemin tadını çıkaramayacağım bir yere gidiyor, istediğim zaman yanına gidemeyeceğim bir yere. yasaklarla dolu bir yere. zorunlu bir gidiş, hala mecburiyet diye bir kavram var ne yazık ki. çok teşekkür ederim.