26 Şubat 2012 Pazar

"bendeki lal, bu bendeki mıh"

yazmak istediğim çok şey var. yapmak istediğim de.
şimdilik yazmak istediklerimi başka bir zamana erteliyorum. ama çok uzak bir zamana değil. o kadar sabrım yok.

bugünlerde hep
şu şarkıyı dinliyorum ben
baharın geldiğine beni inandırsın diye....



not: Kolektifistanbul, son zamanlarda sık sık dinlediğim bir grup. grubun vokalistlerinden biri (yukarıdaki şarkıyı seslendiren aynı zamanda) Richard Laniepce, Fransız bir müzisyen. canayakın ve yetenekli biri. grubun diğer vokalisti ise Aslı Doğan... Çok güzel, naif bir sesi var... Çok yetenekli. grup, funk ve caz altyapılarıyla, geleneksel melodileri yeniden yorumluyor. üstelik canlı perfomansları mükemmel. kendileri sahnede eğlenirken, bunu izleyicilere de çok güzel yansıtıyorlar. herkese tavsiye ederim. Aslı'nın sesini merak edenler aşağıdaki şarkıyı dinleyebilir. Pek güzel yorumlamış.



detaylı bilgi için www.kolektifistanbul.com




19 Şubat 2012 Pazar

bahar da gelir mi dersin?

istanbul'da güneşli bir sabaha uyandık bugün. yorucu geçen soğuk kış günlerinin ardından çıkagelen bu güneş, baharın habercisi mi? yoksa kısa bir moladan sonra yine ayaza mı kesecek etraf?
bilmiyorum.
ama bildiğim birşey var ki çok yorgunum. yapmam gereken bir dolu iş var. tüm bu gerekliliklere rağmen, tadını çıkaramadığım güneş beni çağırıyor. kuzguncuğun dar sokakları beni çağırıyor. kulaklarımı tıkamama rağmen yine de duyuyorum.
en iyisi ben yollara vurayım kendimi. sokakları arşınlamak düşer payıma yine eskisi gibi.
güneş ısıtırken ellerimi... belki kalbimde yine bir ışık yanar...

9 Şubat 2012 Perşembe

ama biz seninle hiç kartopu oynayamadık ki sevgilim...


istanbul'da neredeyse 2 haftadır aralıklarla kar yağıyor. bir duruyorsa on yağıyor. uzun zamandır bu şehirde böyle kar görmediğime eminim. bu haliyle bazen ankara'ya benzediğini düşünüyorum. sonra bu benzetmenin saçma olduğuna karar verip vazgeçiyorum.

bu akşam da o akşamlardan biri yine. kar yağıyor. giderek hızlanıyor üstelik. bilincimi yerine getirmeye yeteceğini sandığım sert bir kahve içiyorum. camdan dışarı bakıyorum. kar, çocukluğumu hatırlatıyor bana. ürkek çocukluğumu. hatta korkak. çocukluğuma dair ne az anı var hafızamda.

evimizi hatırlıyorum. 2 katlı pembe evimizi. kar yağdığında dedemin odunluktan çıkardığı 2 kişilik kızağı hatırlıyorum. kuzenlerimle kardeşimin kızakla yokuş aşağı kaydıklarını hatırlıyorum. ne çok eğlenirlerdi. kendimi hatırlıyorum sonra. karın tadını çıkaran çocuklara imrendiğimi hatırlıyorum. cam kenarında oturup dışarıda eğlenen çocukları görüp iç geçirdiğimi hatırlıyorum. sadece kötü anılar yok aslında hafızamda. bahçede kardan adam yaptığımız bir günü hatırlıyorum mesela. hatta o gün çekilmiş bir fotoğrafı saklıyorum hala bir defterimin arasında. kimse bilmiyor. aslında ben de o fotoğrafı neden bu kadar önemsediğimi bilmiyorum. o karede mutlu bir çocuk gördüğüm içindir belki. kimbilir!

biliyorum geçmiş, çoktan geçti. hafıza ne menem birşey...

dedim ya... kar yağıyor istanbul'da. kar insanları sakinleştirsin istiyorum. hayatı yavaşlatsın hatta. istemekle olmuyor ama.

karın tadını çıkarmak istiyorum. botlarım su geçirinceye kadar karda yürümek, karla kaplanan bahçede yuvarlanmak istiyorum. üstüm başım sırılsıklam olana kadar kar topu oynamak istiyorum. yaşımdan başımdan utanmadan kızağa binmek istiyorum hatta. ama...


istemekle olmuyor işte.

soğuktan burnum kıpkırmızı olup da artık ellerimi, ayaklarımı hissedemez hale geldiğimde eve dönmek, kakaolu kek yapmak istiyorum. bir de belki sert bir kahve yine. sonra en sevdiğim filmi, 15. kez izlemek istiyorum. film izlerken uyuyakalmak istiyorum. sevgilim, üşümeyeyim diye üzerime battaniye örtsün istiyorum. uyandığımda hayat bir başka olsun istiyorum

ama istemekle olmuyor dimi?

------

görsel buradan

8 Şubat 2012 Çarşamba

zaman düşer ellerimden yere

zaman çok hızlı geçiyor, yeni yılın 2.ayına geldik bile. hatta bu ayı da yarıladık neredeyse...
hiçbir şey yolunda değil. hiçbir şeye zaman yok. koşturmacanın içinde kaybolup gidiyorum.
yazmak istiyorum, yazamıyorum. okumak istiyorum, onu da yapamıyorum.

bu koşturmaca ne zaman biter ki? ne zaman durulur sular? ne zaman yavaşlar hayat?
ne zaman ben gerçekten "ben" olabilirim?

ah özgürlük...