29 Temmuz 2008 Salı

tesadüf diye birşey var mı?

nedenini açıklayamadığı şeyleri "tesadüf teorisi" diye açıklayan bir adam tanıdım.
mantık çercevesine sığar mıydı bu tavrı, bilemiyorum.açıkcası bunu tartacak ve üzerinde ayrıntılarıyla düşünecek zamanım olmadı.ilginçtir ki şimdilik böyle bir "sorgulama" ihtiyacı da hissetmiyorum...

gariptir.
garip tesadüfler sarıyor etrafımı.yada herneyse bunlar bilmiyorum, şimdilik "tesadüf" şeklinde ifade etmek kolayıma geliyor.

kaderci biri olmadığımı sanıyorum.son günlerde yaşadığım garip olaylar dizisinin içinde düşünecek vaktim olmadı.bir arkadaşım "kendi kaderini kendin çizmeye başladın farkında mısın" dedi.


bakalım hayat neler çıkaracak karşımıza...


dizinin gelecekler bölümlerini merakla bekliyoruz...

25 Temmuz 2008 Cuma

yanılgı

gördüklerimin rüya mı yoksa gerçek mi olduğunun ayrımına varamıyorum ne yazık ki...rüya dediğime bakmayın kabus aslında.
beynimdeki düşman -şüphe- çoktan uyandı...durmadan yorulmadan kulağıma birşeyler fısıldıyor...duymak istemiyorum hiçbirini, ellerimle kulağımı kapatmak da hiçbir işe yaramıyor. o iç gıcıklayıcı ses tırmalıyor kulaklarımı.



nefes al...
nefes ver...

durmaaa.

bir daha...

nefes al...
nefes ver...



benim gerçeklerim ve başkalarının doğruları.
yada
benim doğrularım ve başkalarının gerçekleri.
ne zaman ortada bir yerlerde biraraya geleceğiz?
bilemiyorum.
bilemiyoruz.
kimse bilemiyor.

bilsek de bu, hiçbir şeyi değiştirmeyecek besbelli.en azından daha belirgin "birşeyler" olurdu hayatımızda.belki bu kadar bulanmazdı midem.

yorulmuşuz,bıkmışız,sıkılmışız,vazgeçip tükenmişiz..
tüm iç karartıcı eylemleri hayata geçirmişiz kısaca...

geride ne kalmış?

24 Temmuz 2008 Perşembe

bir şarkı bin boşluk

"biraz daha uyu biraz daha kal diye tutunduğum rüyalar karnımdan yollara fışkırıyor
cinneti ortaya çıkaran televizyonun önünde öp beni
'sen her zaman New York'tan daha güzeldin' de
'seni hiç kırmadım' de
kim uydurdu bu yalanı?"

18 Temmuz 2008 Cuma

katil kim?

katili uzaklarda aramaya gerek yoktu...katil içimizdeydi..katil istanbul'du...işlediği cinayetin ardından bıraktığı ipuçlarını temizlemeye bile gerek görmeden...dudaklarına o iğrenç gülüşlerinden birini takıp karşımızda gülen kadındı istanbul... katildi...


arkamda bırakıp bu şehri, gidiyorum... çok kısa bir süreliğine de olsa..

elimde Oğuz Atay'ın "Tutunamayanlar"ı belki tutunacak yeni bir dal bulup, hayata sımsıkı bağlı biri olup, geri gelirim bu kirli kente...

belki de yepyeni bir masalla geri dönerim...

9 Temmuz 2008 Çarşamba

Kimim ben?

bildiğim tüm dillerde aynı soruyu soruyorum: Kimim ben?

hiç bir yanıt alamıyorum.yada aldığım yanıtların hiçbiri inandırmıyor beni.

boşveremedim ki hiçbirşeyi.

ki me ez?

4 Temmuz 2008 Cuma

sonlu sonsuzluk-dengeli dengesizlik

"sonsuzluk" belirsizliği de beraberinde getiriyorsa...hayatımdaki herşey "son"lu olsun.

etrafımdaki bu karmaşa, beni de alıp sürüklüyor bilmediğim ve öğrenmek istemediğim yerlere.
her zaman nereye, ne için gittiğimi umursamadan sadece "gitmek" eylemini önemsemişken..şimdi bu "durma merakı" da nereden çıktı diye sormadan edemiyorum kendime.




karanlık odalarda eşit aralıklarla avunmaya çalışıyoruz,olmuyor...yetmiyor...



ben
hala
aynı
şarkıda
irkiliyorum

3 Temmuz 2008 Perşembe

iki kelime arasında binbir fark

"bağlılık" ve "bağımlılık" kelimeleri arasındaki anlam farkı aklımı kurcalıyor günlerdir.
bazen öyle bir anda geliyor ki bu kelimeler aklıma.o an yaptığım iş herneyse (önemli yada önemsiz hiç fark etmez) bırakıp dalıyorum düşüncelere.
bir ara Adorno'nun "Hayatımızın öznesi olma hakkımız elimizden alınıyor" cümlesine feci halde aklımı takmış, herşeyden elimi eteğimi çekmiştim.
neyse gelelim bugünkü gündemimize:"bağlılık" ve "bağımlılık"
İki harfin ("ı" ve "m" harflerinin) yan yana gelmesi nasıl da değiştiriyor anlamı.
TDK'ya göre bağlılık kelimesinin 3 anlamı var:

1 .Bağlı olma durumu, merbutiyet
2 .Birine karşı, sevgi, saygı ile yakınlık duyma ve gösterme, sadakat
3 .biyoloji Bağlılaşım.

tabi şu an bulunduğum konumda ilk iki anlamın önemi var.çünkü biyolojiyle ilişkim lise sıralarında kaldı.

gelelim kafamı karıştıran diğer kelimeye:bağımlılık. bu kelimenin ise tdk'da tek bir anlamı var.ve sanırım tek bir anlamı olması yani bu kadar kesin olması biraz da beni rahatsız eden...
tdk'ya göre bağımlılık:

1.Bağımlı olma durumu, tabiiyet

bunlar sözlük anlamları yalnızca.ne yazık ki hayat kitaplarda, sözlüklerde yazılanlar kadar basit ve kesin değil.

"bağımlılık" iradesizliği getiriyor beraberinde.bize zarar veren insanlara yada nesnelere bağımlı olabiliyoruz.bu insanların/nesnelerin bize zarar verdiklerini bile bile hatta..dedim ya iradesizlikle ilgili bir durum var "bağımlılık"ta.

"bağlılık"ın ise daha yumuşak bir anlamı var.sanki insan bağlı olduğu şeylerden daha kolay vazgeçebilir gibi.insan herhangi bir şeye bağlı olmayı kendi seçip, kararını değiştirdiği zaman yada içinde bulunduğu şartlar onu başka bir karar vermeye zorladığı zaman vazgeçebilirmiş gibi...vazgeçmek kolaymış gibi.

bu kadar takılmışken kelimelerin ardındaki anlamlara..bir kez kafamda bir şimşek çakmışken..durup da kendi hayatıma bakmak, kendi hayatımdaki "imge"leri anlamlandırmak, bu kelimeleri sözlükte aramak kadar kolay olmuyor.

işte bunları düşününce susmak geliyor içimden..belki de olduğu gibi kabullenmek herşeyi...
bazen de haykırmak geliyor.içinde bulunduğum bu karmaşayı bir "düzen"e sokmak...evet,bunu başarabileceğimi sanıyorum bir an için...çok kısa bir an için.

bakıyorum yaşananlara.hayatımda herşeye "bağımlı" olduğum hissine kapılıyorum.
içinde bulunduğum karamsar ruh hali değil beni bu yargıya götüren.mantıklı düşündüğümde de aynı sonuca varıyorum çünkü. bana zarar verdiğini bildiğim her şeyi/ insanı hala anlamsız bir sabırla hayatımda tutuyorum.hatta onların hayatımda kalmaları konusunda inat ediyorum.
garip, anlamsız,hatta hastalıklı bir duygu bu.
ama kurtaramıyorum paçamı.

oysa bu bir oyun değil.inatçı bir çocuk da değilim artık.
herkes kazanmak zorunda değil.
biz bir takım olmasak da olur.





bu iki kelimeyle savaşım ne zaman bitecek bilmiyorum...bir an önce bitmesi ve huzura erme umudumla....

2 Temmuz 2008 Çarşamba

Unutmadık


2.Temmuz.1993'ü UNUTMADIK...

"türkülerde yaşamak onunla

diyelim ki semahta

sazın sözle dönmeye başladığı anda

ölümlerde yaşamak sizlerle

diyelim ki sivas'ta

ışığın ateşle göz göze geldiği anda"


Sivas Katliamı'nı unutmadık.Aradan 15 yıl geçmiş olmasına rağmen Madımak Oteli hala faaliyette,bir de alt katında "et lokantası" bulunuyor!!! Bu insanlık suçuna artık bir son verilmeli.

"Madımak Oteli müze olsun"