31 Aralık 2008 Çarşamba

yeniymiş...yılmış...hani nerede?

insanlarda yeni yıl telaşı almış başını gidiyor...
harıl harıl eğlence planları yapılıyor. mağazalar tıklım tıklım..kasa kuyrukları dükkanların dışına taşmış.
mali kriz vardı hani? kimsenin umurumda değil.dayanıyorlar kredi kartına.
önemsedikleri birileri var anlaşılan...kredi kartıyla da olsa hediye alıp sevindirmek istedikleri birileri...var ki böylesine gözlerini karartmışlar ufacık bir gülümseme için.

yakınımdakiler de bu telaşa ayak uydurmuş.
herkes o gece için ne plan yaptığımı sorup duruyor.anlatamıyorum kimseye asıl derdimi.
anlatamıyorum her geçen yılla birlikte içimde büyüyen boşluğu...
zaten anlatsam da birşey değişmeyecek biliyorum.
bu yıl da öncekilerin aynısı olacak diyemiyorum kimseye.
dünyalarını karartmak istemiyorum
birer "tutunamayan" daha yaratmak istemiyorum
zaten fazlasıyla dağılmışız dünyaya...


bir
iki
üç
dört
"hayat benden kaçırdığın ellerini, hangi ceplerinde saklıyorsun?"

22 Aralık 2008 Pazartesi

benim en sevdiğim

oysa ellerin...

yarın günlerden yine aynı

"yarın yeni bir gün başlayacak güzel bayan" yalanına inanmak istiyorum...
yarın yeni bir gün olsa gerçekten...
yaşanılası bir gün
gerçek bir "gün"
"unutulmayacak"...
yaşamanın ne demek olduğunu bize gösterebilecek bir "gün"


olmaz ki...

19 Aralık 2008 Cuma

sadece ölümler mi büyütür insanı?

doğduğundan beri aynı evde yaşayan biriyseniz eğer, ve 25 yaşınıza gelmenize rağmen hala "ölüm"ün birdenbireliği şaşırtıyorsa sizi...
siz büyürken sizinle birlikte büyüyüp yaşlanan babaanneler, dedeler, anneanneler, komşu nineler, komşu dedeler birer birer gidiyorlarsa bu dünyadan...
önce başkalarının dedesi- ninesi ölür
içten içe şanslı olduğunuzu hissedersiniz.
ama en büyük yanılgı budur aslında
önceleri başkalarının başına gelen bu "ölüm hadisesi" eninde sonunda sizin de karşınıza çıkar...
alır götürür hiç beklemediğiniz bir anda... alır ve götürür o çok sevdiğinizi...çok ama çok uzaklara...

hiç "ölmez" sandığınız, "ölümsüzlük iksiri içmiş" olan kendi dedenizi bile bir akşam okuldan eve döndüğünüzde, her zaman oturduğu koltukta bulamazsınız...

sonrası gelir zaten...
sonrası bitmeyen bir kabusa dönüşür...
her ölümde sol tarafınızdaki acı daha da güçlü hissettirir kendini...
ta ki siz son nefesinizi verene kadar...
büyür
büyür.
büyür..
büyür...

nefesinizi keser...
her ölümle birlikte siz de büyürsünüz...


sadece ölümler mi büyütür insanı?

1 Aralık 2008 Pazartesi

hatırlamaya programlı

hayatta bana verilen tek rol susmak ve hatırlamak sanırım
sustuktan sonra hatırlamanın pek de anlamı yok gibi
kendi kendimi yiyip bitirmekten başka...


sorular...cevaplar..
yine sorular
bitmek bilmeyen sorular
eksik kalan cevaplar
eksik sevmeler, eksik sevilmeler
eksik çıldırmalar



sınırı olmayan bir hafıza...hatırlamak bir mucize mi yoksa insanın laneti mi?
kararsızlık...
bitmez tükenmez çelişkiler...

sahi tüm bunların sonunda ne var?
herşey nereye kadar?